Yazan : steven_stiffler 31 Ağustos 2015 Pazartesi

Başlık çok iddialı oldu, kabul ediyorum. Babalarımızın, abilerimizin yanında çok sayılmaz ama 26 yıllık Fenerbahçelilik tecrübemde ben dün akşamki maçı tanıyorum. Daha önce pek çok kez izledim ve kazandığımızda hep Fenerbahçe şampiyon oldu. Bazı maçlar özeldir. Bazen rakibin çirkefliği, bazen hayatın adaletsizliği, bazen de Fenerbahçe özel kılar. Antalyaspor maçı hepsinin olduğu ve özel olarak hatırlanacak bir maç oldu. 2011'den beri her son dakika golünde hep Gaziantepspor maçını andık durduk. Yeri geldi öyle maçlarımız oldu. Özellikle Emenike'nin Kayseri Erciyes'e son dakikada attığı kafa golü, Egemen'in Bursaspor'a attığı gol çok özeldi. Ancak Kadıköy'de bunları yaşamak bambaşka bir duygu oluyor. Gaziantepspor maçında tribündeydim, malum videoyu bilirsiniz. Dün akşamı da canlı canlı yaşamak kısmet oldu.

Gebze'den Kadıköy'e genelde 45-50 dakikada giderim. Dün trafik nedeniyle 3 saat sürdü. Apar topar atıştırdım, Nazlı'nın havasını soludum ve stada yürüdük. Sonrası klasik maç. Elbette Nani, Van Persie gibi Eto'o'yu da izlemek güzel. Ufak çaplı bir memnuniyetsizlik vardı yine. Nani'nin golü biraz olsun rahatlattı. Sonra ikinci yarı tek forvete yakın sistemle toparladık. Yine, yeniden iyi oynarken golü yedik. Üstelik Antalyaspor'un yeni transferi, muhtemelen takımda Eto'o hariç arkadaşlarının ismini bile bilmeyen, FM'den tanıyıp sevdiğimiz Guilherme'den... Hem de ilk isabetli şutta. Sonrası tam bir sinir harbi. İyi oyun, baskı, direniş, stres; hepsi aynı anda yaşandı. Antalyaspor geleneksel yatışlara başladı. Kadıköy'de gelenektir, beraberliğe gelen yatar. Böyle şampiyon olan "büyük kulüp" bile çıktı buradan maalesef. Son bölümlere kadar inandım. Beni bilen bilir; söz konusu Fenerbahçe olduğunda son ana kadar vazgeçmem. Hayatımın genelinde böyle olamıyorum. Fenerbahçe başka. Son 5-6 dakika stres arttı. Özellikle Diego'nun girmeyen kafa şutu, ceza sahasına kadar rahat gelip gol vuruşunu yapamıyor olmak puan kaybı ihtimalini güçlendirdi. O an insan kim iyi, kim kötü düşünmüyor. Maçın en kötü oyuncusunun bile atacağı bir gol unutulmaz olacak. Antalyaspor'un yatışları kadar hakemin isabetsiz ve gerginlik veren kararları da insanı kahrediyor. Olmayacak diyorsun, sonra bir mucize geliyor. Sürenin dolduğunu söyleyenler futbol konuşmasın, bu kadar cahillik bu ülkeye bile fazla.


Duraklamalar oynanıyor, Fenerbahçe istiyor ama Antalyaspor da kovalıyor. Bulsalar atacaklar. Derken çok eleştirilen Diego faul alıyor. Pozisyon faul ama ben tribünde bile Diego'nun faulü aldığını söyledim. Gözüm sürekli hakemdeydi, o top oraya gelene kadar sürekli Bülent Yıldırım'a baktım. Son 5-6 dakikadır stres inanılmaz, tam bir Gaziantep maçı havası. Kıvanç'ın sesi çıkmıyor. Ben heyecanlıyım. Yeri geliyor bağırıyorum, yeri geliyor isyan ediyorum. Kıvanç bir sigara yaktı, sanki o sigarayı içmesi saatlerce sürdü. "Diego vurmasın, Nani vursun" diye bağırıyorum. O an düşünemiyorsun Diego'nun vurma ihtimali olmadığını. Elbette Nani vuracak. Nani topun başına geliyor, çoğunluk sessiz. Kıvanç yine konuşmuyor. Arada "hadi oğlum" sesleri duyuluyor. Benim öngörüm ise; "Kaleyi tutsun kesin gol, en temiz vuruşu yap, sadece barajı geçir" şeklinde. Videoya çeksem mi diye saniyelik bir düşünce kafamda. "Ulan ben çeksem gol olmaz, nasıl olsa birileri çeker" diyorum. İnanıyorum. Hakemin düdüğüyle birlikte Nani'ye çok kısa bir baktım, sonrasında sadece topun fileye temasını hatırlıyorum. Nani'ni vuruş şeklini canlandıramıyorum gözümde. İnanamıyorum. Yanımdaki Kıvanç'a bakıyorum. Gaziantepspor maçındaki kendimi görüyorum. O an zaten tribün yıkılıyor. Fenerbahçeli olmanın, bu güzel duygunun en güzel anlarından birini canlı canlı yaşıyoruz. Bunun üzerine bir sarhoşluk yok, olamaz. Stattan çıkmak istemiyor insan, çıkarken de sürekli tezahüratlar.

"Başka yol yok, tüm yollar çıkıyor sana..."

Eve geldiğimde hala dilimde. Sabah uyandığımda da öyle... Gecenin kahramanı Nani. Transferini gecelerce uykusuz kalıp beklediğimiz, geldiğinde tüm dertleri unuttuğumuz Nani. Mart'ı, Nisan'ı, Mayıs'ı beklemeden; daha 3.hafta, Ağustos ayında sımsıkı kenetleniyoruz. Ne yorgunluk kalıyor, ne dert. Ne stres kalıyor, ne sendrom. Fenerbahçe bir kez daha hayata sımsıkı bağlıyor.

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Verona ile Kasıp Kavurduk - FM 2017

Çoluk çocuk sahibi olacak yaşa geldim ama hala Football Manager geleneğini sürdürmekten büyük keyif alıyorum. Benim için bu geleneklerden...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -