Empoli 1 - 2 Lazio | Serie A 25.Hafta


Bu aralar ciddi anlamda Serie A ve Ligue 1'e sardım. Fransa'da Monaco ve PSG izlemek oldukça keyifli olaymış. İtalya'yı ise sevdiğimi hep söylüyorum. Lazio iyi gidince daha keyifli bir hale geliyor. Cuma Juve, dün Lazio, bugün Inter'i izledim. Napoli ve Roma'nın pozitif futbolunu da seviyorum. Bu Atalanta nasıl sinsi sinsi gelip puan durumuna buraya yerleşti onu farkedemedim. Bugün ise Zeman'la ilk maçına çıkan ligin dibindeki Pescara'nın 5-0'lık galibiyeti olağanüstü bir sonuç oldu.

Empoli ligin vasat takımlarından. Kadrosunda ortalama üzeri hiç oyuncu yok. Lazio bu deplasmanda kazanmalıydı. Empoli'de Krunic mükemmel bir gol attı. Lazio için sıkıntılı dakikalar başlayacak mı diye düşünürken santrayla birlikte Immobile'nin yanıtı geldi. Empoli savunmasının şanssızlığının yanı sıra Immobile'nin takipçiliği de önemliydi. Yine Empoli savunmasının şanssızlığını içeren bir pozisyonda Balde Keita golü atarak Lazio için kritik bir geri dönüşü tamamladı.

Empoli : Skorupski; Laurini (78' Veseli), Bellusci, Costa, Pasqual; Krunic, Diousse, Croce (74' Mauri); El Kaddouri; Pucciarelli, Maccarone (72' Thiam).

Lazio : Strakosha; Basta (86' Bastos), Wallace, Hoedt, Radu (78' Djordjevic); Parolo, Biglia, Milinkovic-Savic (57' Balde Keita); Felipe Anderson, Lulic, Immobile.

Sarı Kartlar : Costa, Biglia, Diousse, Veseli.

Goller : 67' Krunic, 68' Immobile, 79' Balde Keita.
19 Şubat 2017 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Fenerbahçe Adamın


Beşiktaş adına;
Oğuzhan'ın tahrikleri ve bunu Van Persie'den yanıt alana kadar sürdürmesi,
Kırmızı kart gören Tosic'in başkasının akredite kartıyla saha kenarında durması,
Lig maçında yarı sahayı geçemeyip "Evimizde yenilmeyiz, 3 atarız, 5 atarız" diyen Beşiktaş'ın 11 kişiyken bile çok iyi pozisyon bulaması,
 Beşiktaş taraftarının sahaya girmesi,
Şenol Güneş'in sağa sola saldırması,
Hakemin Lens'in golünü vermemesi,
Soyunma koridorlarında çıkan tartışmalar,
Yedek kulübesindeki Aras Özbiliz'in Lens'e saldırması,
Gökhan Gönül'ün goldeki çaresizliği,
Hasan Çetinkaya'nın başının yarılması,
Fikret Orman'ın süt kupası demeci,
Şenol Güneş'in yine "aşırı bilgelik" içeren filozof açıklamaları,
Beşiktaş taraftarının sus pus oturması,
Camianın hep bir ağızdan ağlayarak özüne dönmesi.

Fenerbahçe adına ise;
Robin Van Persie'nin maçı alması,
Sami Yen'de olduğu gibi Vodafone Arena'nın açılışının yapılması,
Lens'in verilmeyen golü,
Ozan'ın atamadığı pozisyonu,
Yüzde 100 pozisyonun ofsayt diye kesilmesi,
Robin Van Persie'nin dili,
Robin Van Persie'nin ayar içeren gol sevinci,
Alper'in Oğuzhan'a taraftarının önünde sus yapması (Gelenektir),
Lens'in yedek kulübesindeki Aras'ı çalımlaması,
Hepsinden önemlisi tribüne gelişte, gidişte, maç esnasında 90 dakika "Sadece Fenerbahçe" için bulunan taraftarın Arena'yı inletmesi.
6 Şubat 2017 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Pescara 2 - 6 Lazio | Serie A 23.Hafta


Maçları izlemiyor değilim. Hayattan pek keyif almıyorum sadece. Futbol eskisi gibi günü kurtarmıyor. Belki sadece evde kalınmış, yalnız hissedilen bir haftasonunu kurtarır. Bir gün belki eskisi gibi olur bilemiyorum. Marco Parolo kardeşimiz için açtım bu sayfayı bugün. Serie A'da bir defansif orta saha deplasmanda 4 gol attı dün. Bizde önliberolar pas atamadığı için eleştiriliyor. Marco Parolo dün sürekli gol aradı, sürekli golü kokladı ve önsezileri gerçekten çok iyiydi. Biraz da şansı olduğu kabul edilebilir. Pescara'da futbolculuğunu sevdiğim bir teknik adam ve ilgilendiğim 4 savunmacı var. Haliyle hallerine biraz üzüldüm. Stendardo'yu çok severim. Zampano, Biraghi, Gyömber potansiyelli gördüğüm oyuncular. Dağıldılar dün. İlk yarı 2-0 geriden gelen, bir de penaltı kaçıran takım ikinci yarı darmadağın oldu. Ligde kalmak için şansları çok, 23 maçta 9 puan mucize peşinde koşturacak. Lazio da iki mağlubiyetten sonra yeniden kazandı. Juventus mağlubiyeti tabi ki standarttı, ancak Chievo'ya son dakikada kaybedilen maç büyük kayıp oldu. Inzaghi hala kendine ve kadrosuna inanıyor gibi gözüküyor. Üstelik devre arasında hiç oynatmadığı Leitner'i aldıkları paraya sattılar. Bu da bir transfer standardıdır. Biz o kadar gol atan Emenike ve "Yıldız" Van der Wiel'i satamadık. Inzaghi'nin dün Tounkara ve Murgia'ya şans vermesi de güzeldi. Immobile'nin 5.golden sonra sevinmemesi de öyle.

Pescara : Bizzarri; Zampano, Stendardo, Gyömber, Biraghi (74' Crescenzi); Benali, Brugman (69' Cerri), Muntari (58' Mitrita); Kastanos, Verre; Caprari.

Lazio : Marchetti; Basta, De Vrij, Hoedt, Lukaku; Parolo, Biglia (78' Murgia), Milinkovic-Savic; Felipe Anderson, Keita Balde (65' Lulic), Immobile (86' Tounkara).

Sarı Kart : Biglia.

Goller : 10', 14', 49', 77' Parolo, 29' Benali, 41' Brugman, 57' Keita, 69' Immobile.

Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tottenham 4 - 0 West Bromwich


Dün tek taraflı bir maç oynandı White Hart Lane'de. Tottenham'ı izlemek çok keyifliydi. Müthiş bir enerji, müthiş bir özgüven ve keyif içeriyordu takım. WBA deplasmanları biraz sinir bozucu oluyor son dönemde. Ama içeride çok rahattı bu kez Spurs. Chelsea galibiyetinden sonra serinin devam etmesi açısından önemli bir maçtı, güle oynaya geldi. Değişik bir dizilişle çıktı Pochettino. Kanatlarda Rose ve Walker'ı kullandı. Hücumda kanat oyuncusu yerine merkezden Eriksen, Alli ikilisini kullandı. Arkada da Wanyama ve Dembele olunca arkaya yaslanıp izledik biz de. Tottenham adına maçın en kötüsü Hugo Lloris'ti. Çünkü neredeyse hiç top gelmedi. Her golün hazırlanışı derslikti. İlk golde Harry Kane'in birinci sınıf golcü kontrolü ve vuruşu vardı. Sonrasında Eriksen'in şutuna McAuley müdahale ederek Foster'ı yanılttı. Tecrübeli eldiven Ben Foster çok iyi bir maç çıkardı dün. 4 gol yiyen bir kaleci için bu cümleyi kurmak da garip biliyorum. İkinci yarıda Harry Kane'in gollere devam etmesiyle hat-trick geldi. Zaman zaman tempoyu düşürüp gücü ekonomik kullandılar, zaman zaman yorgun olmalarına rağmen yüksek enerjiye devam ettiler. Tottenham için güzel bir gün oldu ve maç fazlasıyla ikinci sıraya yerleştiler.

Tottenham : Lloris; Dier, Alderweireld, Vertonghen (64' Davies); Walker, Wanyama, Dembele (83' Winks), Rose; Eriksen, Alli; Kane (90' Son).

West Bromwich : Foster; Dawson, McAuley, Olsson, Brunt (54' McClean); Fletcher, Yacob; Chadli (62' Robson-Kanu), Morrison, Philips (90' Field); Rondon.

Sarı Kartlar : Olsson, McAuley.

Goller : 12', 77', 82' Kane, 26' McAuley (Kendi Kalesine)

  • Conte'nin Chelsea'si dün son şampiyon Leicester City'yi deplasmanda 3-0'la geçerken Marcos Alonso maçın yıldızı oldu. Bir golü sağ ayakla atan sol bekin mükemmel bir şutu da direği yalayınca hat-trick şansından oldu. 
  • Sezona iyi başladığı hocasıyla yollarını ayırdıktan sonra büyük düşüşe geçen Hull City, yeni menajerleri Marco Silva ile Bournemouth'u 3-1 yendi. Maçın başında geriye düşmelerine rağmen bu şekilde kazanmaları takımın güven kazanması açısından önemli. Abel Hernandez attığı gollerle takımı sırtladı. Bu çocuğun çok daha iyi yerlerde olması gerekiyor.
  • Swansea City'nin yeni menajeri Paul Clement aldığı enkazla Arsenal karşısında farklı mağlubiyeti önleyemedi. Galler temsilcisinin ligde kalma şansını çok düşük görüyorum.
  • West Ham'da Andy Carroll'ın attığı gol uzun süre sosyal medyada paylaşılacak gibi gözüküyor.
  • Çöp Sunderland yine kaybetti, belki de Jermain Lens Fenerbahçe'ye bir adım daha yaklaşmış olabilir.
15 Ocak 2017 Pazar
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 1 - 0 Crotone


Kızlar gelin kaslı adam fotosu var. Kar dolayısıyla iki günlük ev hapsini Lazio - Crotone maçıyla değerlendirdim. Serie A'ya verilen kısa aranın ardından Lazio için güzel başlangıç oldu. Eksikler dolayısıyla hücum rotasyonunda Luis Alberto ve Lombardi eşlik etti dün Immobile'ye. İkisinin de iyi oynadığını söyleyebiliriz. Leitner ve Kishna'ya da sıra gelsin, onları da görelim. Crotone biraz zayıf ve tecrübesiz gözüküyor. Kadrolarında Sampirisi, Martella, Ferrari ve Falcinelli gibi Serie A'da uzun yıllar oynayacağına inandığım oyuncular var. Ama dün maça damgasını vuran tartışmasız 5 numara giyen kaleci Festa'ydı. Biglia'nın kaçırdığı penaltıda şansı yardım etse de çok kritik kurtarışları vardı. Parolo'nun şutuna verdiği refleks müthişti. Lazio aslında oyunu istediği gibi yönlendiren taraftı, gelmeyen gol son dakikalarda takım üzerinde baskı yarattı. Büyük çabayla gelmeyen gol son dakikada Bruno Martella'nın hatasıyla geldi. Immobile beklenmedik anda topu önünde buldu ve haftalar süren gol hasretine son verdi. Ortaya da yukarıdaki fotoğraf çıktı haliyle.

Lazio : Marchetti; Basta, De Vrij, Hoedt, Radu; Parolo, Biglia (82' Cataldi), Milinkovic-Savic; Lombardi (77' Kishna), Luis Alberto (82' Rossi), Immobile.

Crotone : Festa; Sampirisi, Ferrari, Ceccherini, Martella (90+1' Simy); Rohden, Barberis, Crisetig, Stoian (52' Palladino); Trotta (81' Rosi), Falcinelli.

Sarı Kartlar : Lombardi, Festa, Rohden, Immobile


Gol : 90' Immobile
9 Ocak 2017 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

100 Maç 59 Gol


23 yaşındaki Harry Kane, Tottenham'ın haftasonu aktığı Watford deplasmanında Premier Lig'teki 100. maçına çıkarken 2 gol atarak toplamda 59 gole ulaştı. Bu istatistik sanırım Thierry Henry ile aynı. Hadi biraz da espriye vuralım; 2017 yılında Ronaldo + Messi = 0 Gol, Harry Kane = 2 gol. Blogda pek çok golünü yazmışımdır, bu gözler kalecilik yaptığını bile gördü Kane'in. Hali hazırda dünya futbolunun sayılı golcülerinden, nazar boncuğu bırakmayı unutmayalım.
3 Ocak 2017 Salı
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Inter 3 - 0 Lazio | Serie A 18.Hafta


Irz düşmanı Icardi'nin fotoğrafını koymak istemedim. Yine ilk yarısını izleyip, aslında çok keyif almama rağmen uyumak zorunda kaldığım bir maçtı. GMT +2 Özleniyorsun. Skorunu kesinlikle haketmeyen bir maç. İlk yarı Lazio'nun çok net üç pozisyonu var. Inter savunması hem becerikli, hem şanslıydı. Inzaghi hocamın savunma seçimini de pek beğenmedim ama buna rağmen ilk yarı taş gibi bir Lazio sahadaydı. Stefano Pioli hocamı da severim, son dönemde düşüşe geçmiş ve nihayetinde Lazio'dan kovulmuştu. Ancak Serie A'nın en iyi hocalarından olduğunu düşünüyorum. Inter'i de toparlamaya başladı. Dün ilk yarıda savruk bir takım vardı sahada ama ikinci yarı peşpeşe gollerle işi kolaylaştırmışlar. Banega'nın golüne şapka çıkarılır. Marchetti'nin performansı maçı kaybettirmiş. İlk golde Milinkovic-Savic hatası var, Marchetti de kötü yerde yakalanmış. İkinci golde De Vrij'ın hatası, Icardi'nin kurnazlığı var. Marchetti yine kötü yerde. De Vrij 20 milyon euroluk adamsın be kardeşim! Üçüncü gol zaten Marchetti'nin iflas bayrağını çektiği gol olmuş. 18 hafta sonunda ilk 5 garanti ama performans daha iyisini hakediyordu.

Inter : Handanovic; D'Ambrosio, Murillo, Miranda, Ansaldi (63' Nagatomo); Brozovic, Kondogbia; Candreva (86' Gabriel Barbosa), Banega (74' Palacio), Perisic; Icardi.

Lazio : Marchetti; Basta, De Vrij, Wallace, Patric (59' Keita Balde); Parolo, Biglia (83' Cataldi), Milinkovic-Savic; Felipe Anderson, Lulic (72' Lombardi), Immobile.

Sarı Kartlar : Ansaldi, Felipe Anderson, Lulic, Miranda.

Goller : 54' Banega, 56' ve 65' Icardi.
22 Aralık 2016 Perşembe
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Lazio 3 - 1 Fiorentina | Serie A 17.Hafta


Yeni saat uygulamasından olan şikayetimi dile getirmek için her gün bir imkanım oluyor. Avrupa maç programı da bunlara dahil. Dün Lazio-Fiorentina maçının ilk yarısını izleyip yattım. İki takım arasında önemli bir ezeli rekabet var ve buna bağlı olarak tribünler iyiydi. Lazio'nun peşpeşe iki galibiyetiyle Roma mağlubiyeti telafi edilen bir kazaya dönüştü. Mister Inzaghi yine derli toplu bir oyun anlaşıyla sahadaydı. İlk yarıda tempo oldukça iyiydi, sıkıcı bir maç olmadı. Önce Lazio yokladı. Immobile'nin karambolde kaçırdığı pozisyonda biraz kızsam da; tekrarını izlediğimde yapılabilecek en iyi vuruşlardan birini yaptığını düşünüyorum. Felipe Anderson - Milinkovic-Savic - Keita Balde işbirliği Lazio'nun kilidi açmasını sağladı. Üç oyuncu da usta işi yaptı. Önce Anderson'un pası, sonra Milinkovic-Savic'in asisti. Keita'ya usta bir kaçış ve bitiriş kaldı. Tataruşanu iyi kaleci, Fiorentina kadrosu fena değil. Paulo Sousa ile lige iyi başlamışlardı ancak istikrarlı gidemediler. İlk yarının sonlarında Lazio iyice rahatladı ve Biglia'nın penaltısıyla soyunma odasına 2 farkla gitti. Fotoğraf çok güzel bu arada.

İkinci yarıyı özetten izledim. Maçın kırılma anı Marchetti'nin kurtardığı penaltı elbette. Ilicic lakayıt oynayan bir oyuncu ama yine de penaltıda pay Marchetti'nin. Zarate oyuna girer girmez farkı bire indiren golü atıp bir de yersiz "duymuyorum" işareti yapmış. Zarate'yi severim, büyük yetenek. Ancak kafadan sorunları olduğu ortada. Futbolculuk kariyerinin en verimli dönemini geçirdiği Lazio'ya gol atıp hareket yapmak tipik bir Colin Kazım tavrı. Neyse ki Radu fişi çeken golü atarak ağzının payını vermiş. Kısa ara öncesi Inter deplasmanı var. Çarşamba günü bu maçtan en az 1 puan çıkarsa Lazio için çok verimli bir ilk yarı olacak. Oynamadığı tek takım Crotone kalacak. Immobile'ye bir alternatif alınmalı Ocak'ta, çok rahat oynuyor.

Lazio : Marchetti; Bastos, De Vrij, Radu; Felipe Anderson (77' Wallace), Milinkovic-Savic, Biglia, Cataldi (85' Murgia), Lulic; Balde Keita (68' Kishna), Immobile.

Fiorentina : Tataruşanu; Tomovic (46' Cristoforo), De Maio, Astori; Tello (80' Chiesa), Vecino, Sanchez, Olivera; Ilicic (59' Zarate), Bernardeschi; Kalinic.

Sarı Kartlar : Tomovic, Olivera, Bastos, Bernardeschi, Astori, Sanchez.

Goller : 23' Keita Balde, 45+3' Biglia, 64' Zarate, 90' Radu.
19 Aralık 2016 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Ne İzledim? #54


"Uzun zaman sonra Thadland'den herkese merhabalar, mekanıma hoşgeldiniz" diye giriş yapmak isterdim ama maalesef henüz kendi Thadland'imi bulmuş değilim. Ben de sizin gibi aramaya devam edenlerdenim. En sevdiğim iştir buraya izlediğim -eski ya da yeni, güzel ya da değil- filmleri kısa kısa yazmak. Bunu uzun zamandır yapmadım; aslında bu yıl film izleme açısından çok verimli bir yıl geçirmedim. Biraz daha dizilere sardığım bir sene oldu. Kendimi epey Gallagher hissediyorum. Son dönemde favori listemdeki filmlerin bile ismini hatırlayamadığım oluyor. Uykusuzluk gelince bir bakayım dedim; tam 1 yıldır yazmamışım. Sonra toparlayayım dedim; kaliteyi de biraz düşürmüşüm. Bir sonraki yazıda çok daha iyi filmler yer alacak, şimdilik bu liste ile dönüş yapıyorum. Listeyi düzenlerken bir kez daha zamanın ne kadar hızlı geçtiği acı gerçeğiyle yüzleştim. Hepsini izlediğim dün gibi lakin üzerinden 1 yıl geçen filmler olmuş. Artık gençlik filmleri bile genç hissettirmiyor. BMS gazıyla girmişken fonda da The Dnc şarkılarını açtım. Ortamda Alex Moran ve Thad Castle eksik.

Full aksiyon ama çok fazla klişesi var. Biraz kanlı film yapalım demişler, tam olarak onu da becerememişler. Kesinlikle sıkıcı değil. İzlenebilir elbette, beklentiyi düşük tutup izlemek daha keyifli kılacaktır.

Filmin temasını sevdim. El kamerasından da bir rahatsızlığım yok. Chronicle tarzı olmuş, Chronicle'ı da sevmiştim. Zamanda yolculuk olayına biraz daha goygoy bir yaklaşımda bulunulmuş. Yalnız hikayenin karmaşık bir hal aldığı olay çok üzdü beni. Bu olmamalıydı sebep ya. İzlenebilir, sanki devamı da gelebilecekmiş gibi bir havayla bitti. "Sana saçma gelecek ama... Galiba dünyayı değiştirmek üzereyiz."

Kim Ki Duk ağır sorunlu ve rahatsız bir insan ama tutkuya ve bağlılığa olan farklı bakış açısıyla kendisini sevdiriyor. Hwal'de yine vazgeçilmezlik, tutku, bağlılık gibi unsurları kendi kafasından anlatmış ve izleyiciye farklı bir hava hissettirebiliyor. Her açıdan başarılı film, sessizliğe de alışınca zaten insan sıkılmıyor. Son sahnesini beğenmedim sadece, o kadar gözümüze sokmasına gerek olmayan bir sahne vardı. Diğer Kim Ki Duk filmlerine benzer bir hava Hwal'de de var, 7/10 puan verdim helalinden.

Bir sahnede kameraman yansıması yakaladım ama net iyi film, modern ortam romantikleri mutlaka sevecektir. Nick'in 6 yıl sonra Hannah'yı gördüğünde yaptığı bakış sahnesi muazzam Chris Evans oyunculuğu içeriyor. Aynı zamanda bana yakın zamanda yaşadığım 2 olayı anımsattı. Ya da bilmiyorum ben hala filmlerde hatırlamak istemediğim şeyleri hatırlıyor da olabilirim. "O gitti gideli en iyi halim bu sanırım. Somut bir şeyler biliyorum artık çünkü. Yıllarca hayal kurup olasılıkları düşünmek yerine bittiğini biliyorum artık." Çok duygulandırdı be.


"Lars and The Real Girl" Lars yalnızlığında ama biraz daha farklı bir yaşam biçimi olan; görünümü kadar büyük kalbi olan Fusi'nin soğuk ülkedeki sıcak karakterini keyifle izledim. Konu biraz absürt duruyor belki ama hikaye bir o kadar doğal. Kadınlara karşı son dönemde koyduğum mesafeye Fusi ile birlikte bir miktar daha mesafe ekledim.

Mesaj kaygısıyla çekilip de böyle tempolu ve eğlenceli film çok yoktur. Hikayenin geçtiği siyahi varoş mahallesinin atmosferini ve temposunu güzel yansıtmış. Chanel Iman'ı görmek güzel, şarkılar süper. It's My Turn Now sürekli dinlenebilecek kalitede.

Beklentisiz izledim, benim için "çerezlik" bir film olması yeterliydi ama çok daha fazlasını verdi. Kurgusunu da beğendim, bağlanış şekli de güzeldi. E sonu da merak uyandırdı. Çocuk filmi gibi ama büyüklere de hitap edebiliyor. Farklı bir süper kahraman hikayesi izlemek isteyen değerlendirebilir. İtalyan filmi olması ayrıca ilgimi çekti, sevdiğim bir lisan. 7/10, devamı gelecek gibi sanki...


Kumarın ve kumarcının dostu olarak ben beğendim. Başroldeki The Walking Dead Carol'a benzeyen abinin performansı oldukça sürükleyici. İki kişilik bir hikaye ve kurgu olmasına rağmen sıkıcı değil. Kumar içeren bir hikayeye duygu yükleyebilen bir film olmuş, helalinden 7/10 puan çalışır.

Bir sabah televizyonda gördüm. Her zaman olduğu gibi yine başından kalkamadım. İşim vardı, erteledim. Film boyunca Rocky'nin hazırlandığı Apollo Creed dövüşü bana göre biraz kısa sürüyor. Round geçişleri biraz hızlı diyeyim. Ama verdiği gaz, özellikle şarkısının coşturması adamı spor salonuna koşturuyor. Rocky'nin ne denli bir romantik serseri olduğunu da görüyoruz. Yalnız şaka maka filmin üzerinden 40 yıl geçmiş, verdiği heyecan hala aynı.

Diziye olan özlemden dolayı çok büyük beklentiyle izleyince beklentinin altında kalıyor, kabul etmek gerekir. Ancak filmde yine özendirici, cezbedici ve eğlenceli parti ortamı var. Bazı sahneler abartı ve gereksiz, sanki aceleye getirilmiş gibi. Hayranlarının filmin çekilmesi için bütçeye katkı yapması önemli fedakarlık. Bu fedakarlığa daha güzel bir film gelebilirdi diye düşünüyorum. Yine de sıkılmadan izledim. Dizisi 20 dakika her şeyi unutturup güzel vakit geçirtirdi. Filmi de 1 buçuk saat boyunca en azından eğlence veriyor.

Yakın zamanda Adana'ya da gelen Scarlett Johansson ve Chris Evans'ın hiç yaşlanmadığının kanıtı niteliğinde bir film olmuş sanki. Sınav filmi buradan esinlenmiş ama Sınav daha iyi. Daha çok duygu var, bunda konu güzel ama tipik Amerikan soğukluğu ve duygusuzluğu ile çekilmiş. Yer yer absürt sahneler barındırıyor ve oldukça klişe bir son ile kapanıyor.

Avrupa Şampiyonası'na verilen 2 günlük arada, sıcaklarda soğuk bir iklimde geçen bir film olması nedeniyle biraz serinlemek için, biraz nostalji yapmak için izledim. Bir de ikinci filmi izlemeden tekrar izlemek istedim. Tabi ki ikinci filmi hala izlemedim. Özellikle yol filmi olması, 90lar havası taşıması dolayısıyla iyi vakit geçirmek için güzel bir seçenek. Sakarlık ve salaklık kısımları şimdi biraz abartı geliyor tabi. 

Sıkmıyor, akıyor, izlenebilir bir hali var ama sonu yaklaştıkça mantık hataları tavan yapıyor. J Lo hala çok güzel. Film ise beklediğimden farklı bir konuda gelişti, psikolojik bir film olarak fena değildi. Çerezlik kategorisinde değerlendirilebilir.  

İzlediğim en kötü Steve Carrell filmiydi. İlk 45 dakika iyi idare ettim, umutluydum ama 45 dakikadan sonra sürekli bitsin diye süresine baktım. Çok sıkıcı, bir o kadar insana bir şey vermeyen, çerezlik bile diyemeyeceğim bir film olmuş. 4/10 Steve Carrell ve Paul Rudd hatrına.

"Gerçek bir hikayeden uyarlanmıştır" diye belirtmeye gerek olmayacak kadar sıradan bir hikaye. Ayrıca çok duygusuz bir anlatım söz konusu. İzlediğim kötü spor filmlerinden biri oldu. 

17 Aralık 2016 Cumartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori :

Sampdoria 1 - 2 Lazio | Serie A 16.Hafta


Lazio geçen hafta sınıfta kaldı ama öyle bir top oynuyorlar ki, iç saha dış saha ayrımı yapmıyorlar. Her türlü oyunlarını kabul ettirmeye çalışıyorlar. Simone Inzaghi'ye saygım her geçen gün artıyor. Umarım futbol şansı da hep yanında olur. Sampdoria karşısında vites yükseltilen bölümde peşpeşe gelen 2 golle ilk yarı 2-0 bitti. 40 ve 44. dakikalar 2-0 için mükemmel dakikalar. İtiraf etmek gerekir ki burada biraz futbol şansı Inzaghi'nin yanında olmuş. Milinkovic-Savic henüz olmadı, pişmedi. Ama gol atarak özgüvenine büyük katkı sağlıyor. Sahada genç bir oyuncu gibi durmuyor. Parolo özel topçu. Bakınca sadece defansif meziyetleri olan bir adam dersin ama kritik golleri az değil. Her iki golde de Felipe Anderson'un asisti var, bir zahmet. Potansiyel bundan çok daha fazlası. İkinci yarı haliyle biraz daha defansif, her geçen dakika biraz daha defansif oyun. Immobile golü yapsa 3-0 olup iş bitecek, olmadı. Son bölümde Sampdoria biraz daha vitesi arttırdı. Strakosha genel olarak dikkatliydi, Schick'in golünü çıkarabilirdi. Sampdoria da bundan çok daha iyi takım, onlar da sahaya potansiyelini yansıtamıyor. Linetty ve Schick'i beğendim. Lazio zor bir deplasmandan daha 3 puanla döndü.

Sampdoria : Puggioni; Pereira, Silvestre, Skriniar, Regini; Barreto (56' Schick), Torreira, Linetty (76' Djuricic); Fernandes (46' Praet); Quagliarella, Muriel.

Lazio : Marchetti (46' Strakosha); Basta, Wallace, De Vrij, Radu; Parolo, Biglia (65' Keita Balde), Milinkovic-Savic; Anderson (87' Lukaku), Lulic, Immobile.

Sarı Kartlar : Radu, Regini, Biglia, Wallace, Parolo, Schick.

Goller : 40' Milinkovic-Savic, 44' Parolo, 89' Schick.
12 Aralık 2016 Pazartesi
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Manchester United 1 - 0 Tottenham | EPL 15.Hafta


Yoluna Uefa Avrupa Ligi'nden devam edecek olan iki ekip dün Old Trafford'da karşılaştı. Heyecanla bekledim gün boyu maçı ama pek tatmin edici değildi. İstikrarsız bir görüntü çizen Manchester United'a karşı daha etkili bir Tottenham beklerdim. Sahada -bana göre- ideal kadro vardı. Son yerine Lamela eklenebilir, Eriksen solda oynar. Manchester United'da ise istikrarsız kadro seçimi var. Pogba ve Zlatan hariç kim oynuyor, kim oynamıyor belli değil. Mourinho'nun yaşı hala genç sayılabilecek olmasına rağmen bu kadar bezgin durması beni zaman zaman üzüyor. Maça Chelsea maçında olduğu gibi istekli başlayan Tottenham bu kez golü bulamadı. Manchester önce oyunu dengeledi, sonra Harry Kane'e yakışmayan hatadan golü buldu. Ander Herrera iyi topçu, bu seviyeye nasıl geldi bilmiyorum ama bu seviyede olduğunu düşünmüyorum. Attığı ara pas için ise düşüncelerim aynı değil. Mkhitaryan'ın gol vuruşu için de öyle. Tottenham da yediği gole hiç reaksiyon gösteremedi. Pogba'nın direkten dönen frikiği gol olsa bu kadar güzel gol olmazdı belki. Direkten dönüşü bambaşka bir toptu, direkten dönmesiyle sevdim. Wanyama'nın pozisyonu Tottenham adına belki de en önemli pozisyondu, çok kötü bir kafa vuruşu geldi. Sissoko girene kadar Spurs'ün etkisi yoktu. Sissoko girdi, etki yaptı ama şapkadan tavşan çıkaramadı. Tottenham oyunuyla beni gol atacağına hiç ikna edemedi ve 1-0'lık mağlubiyeti haketti. Şu iki hafta Hull ve Burnley'den 6 puan çıkarsa yine ilk 4'e girecektir. Ama yetmez, artık daha iyisi olmalı. Öte yandan Conte hocama zirve çok yakıştı.

Manchester United : De Gea; Valencia, Jones, Rojo, Darmian; Herrera (90+6' Fellaini), Carrick, Pogba; Mkhitaryan (85' Bailly), Martial (72' Rashford), Ibrahimovic.

Tottenham : Lloris; Walker, Alderweireld, Vertonghen, Rose; Dembele (67' Winks), Wanyama; Eriksen (83' Nkoudou), Alli, Son (57' Sissoko); Kane.

Sarı Kartlar : Valencia, Wanyama, Pogba, Mkhitaryan, Walker, Rose.

Gol : 29' Mkhitaryan.
Yazan: steven_stiffler
Kategori : ,

Tozlu Sayfalar

Öne Çıkan Yayın

Lazio 0 - 2 Roma

İtalya'nın en büyük kavgalarından biri malumunuz. Tabi ki izledim, hatta Pazar günü planlarımı maç saatine göre yaptım. Milan maçında...

Takip Ettiklerim

Kategoriler

Yazar Kafe

Translator

- Copyright © Serkan Özerik -